Türk Kahvesi Kokusunu Hissedin

Kahvenin tarifsiz tadı, kokusu yıllardır mutluluk vermeye devam ediyor. Birçok türü olduğu gibi çeşitli yapılış şekilleri de oldukça fazla. Türk kahvesi de yapılışı farklı olan ve sadece bizim kültürümüze özgü bir içecektir. Aynı zamanda telvesi ile sunulan tek kahve çeşididir.

Kahve 16.yüzyılda yaygınlaşmaya başlamıştır. Avrupa’da yaygınlaşması ise 17.yüzyılı bulmuştur. İlk olarak saraylardaki yerini edinen kahve zamanla evlere girmeye de başlamıştır. Kahve, tarihi köklü geçmişe dayanan bir içecektir.  Dünyada petrol ticaretinden sonra en büyük ticari hacme sahip ürün kahvedir. Brezilya ise kahve üretim ve satış rekorunu elinde bulunduran ülkedir.

Gelelim Türk kahvesine. Türk kahvesinin hazırlama ve pişirme metodu  Türkler tarafından bulunmuştur. Kahve çekirdeklerinin kavrulması ve öğütülmesi sonucu cezvede pişirilme esasına dayanan kahve isteğe göre eklenen su ve şeker yardımıyla hazırlanır. İdeal olan bir fincan kahveye iki fincan su, 2 kaşık kahve, 2 kaşık şeker konulmasıdır. Tadının damaklarda daha iyi hissedilmesi için suyunuzun klorsüz olmasına özen göstermelisiniz. Bundan sonraki en önemli teknik ise kahvenizi ağır bir ateşte yavaş yavaş pişirmektir. Pişirme çeşitleri de oldukça farklılık göstermektedir. Ocakta olduğu gibi kömürde ve kumda da pişirmek mümkündür. Telvesinin dibe çökmesinin ardından su ve şeker ya da lokumla servis edilir. Bilindiğinin aksine su, önce içilmelidir ki kahvenin tadı daha iyi alınabilsin.

Türk kahvesinin hazır bir hale getirilip satışını sağlayan kişi de Kurukahveci Mehmet Efendi’dir. 1871 yılında hayata geçen Kurukahveci Mehmet Efendi hala İstanbul Tahmis sokakta kahve kokusu yaymaya devam ediyor.

Kahveyi günün her saatinde içebileceğiniz gibi sabahları kahvaltıdan sonra ve akşam yemeklerinden sonra da tüketebilirsiniz. “Kahvaltı” kelimesi de kahveden gelmektedir. Kahveden önce yenilen  yiyecekler anlamına gelmektedir. Kahvenin kültürümüze etkilerini birçok şeyde görmekteyiz. Kahve, dini bayramlarda ve kız isteme geleneklerinde sıkça kullanılır. Kahvehane kelimesi de kahveden türemiştir. Kahve içimi sonrasında fincanda kalan telveler sayesinde de kahve falı bakılır. Ama tabi bakan kişinin de işinin ehli olması gerekir.

İstanbul’a yolu düşmeyenler ama gelmeyi düşünenler için, ayrıca İstanbul’da yaşayanlar için Türk kahvesi içebileceğiniz birçok yer mevcut. Kömür ateşinde pişmiş bir kahve içmek istiyorum ama otantik bir havası da olsun diyenler için Beyazıt’ta bulunan Çorlulu Ali Paşa Medresesi doğru bir adres olabilir.

“Ah şöyle bir boğaz havası alsam da kahvemi yudumlasam” diyenler içinse Çengelköy semtindeki Çınaraltı kafeye gidebilirsiniz.

İstanbul’a farklı bir manzaradan bakmak isteyenler ise Haliç manzarasının keyfine vararak Pierre Loti’de kahvelerini yudumlayabilirler.

Bir yandan İstanbul’un güzelliklerine yakından bakıp bir yandan da kahve kokusunu hissetmek isteyenler için birçok seçenek mevcut. Siz yeter ki kahve kokusunu hissedin!

Düşüncelerini paylaşman bizi mutlu eder :)

Yorumunu Paylaş